"Tanrım, buraya yazmak ne rahatlatıcı birşey..."
diye düşünüyor bedenin sahibi.
Herkesin bildiği ama kimsenin bilmediği bir yer burası..Buraya yazmak onun acılarını, taşıyamayacağı yükleri hafifletiyor.
Ama onun bırakın taşıma konusunda zorluk çekmeyi, taşımayı asla başaramayacağı, hatta sırtlanmayı bile denemeyeceği yükler de var.Çünkü ikimiz de biliyoruz ki onun yaraları iyileşmedi.yalnızca kabuk bağladı.Bilirsiniz yaranın oluşumu çabuktur ama iyileşmesi o kadar uzun sürer ki.yaralı doku her darbede daha da derinleşmek ve acı vermek üzere orda bekler bir süre.bazen iyileşir gibi yapar.bazen sızlar.Bazen üzerini kabukla örtüp iyileşirmiş gibi yapar.ama çoğunlukla iyileşmesi beden sahibinin isteğine ve kararlılığına bağlıdır.Eğer beden sahibi onu kapamak isterse ve o yarayı darbelerden korumayı başarırsa o yarayı kapatabilir.Kapatamazsa da benim gibiler her daim yaranın altında, dışarı çıkmayı bekler.
Beden sahibinin son yazısının üzerinden zaman geçmişti.Düşünceleri de değişmişti elbette.Hayat (gördüğüm kadarıyla) onun için yaşanır bir hale gelmeye başlamıştı.Yara kabuğun altında, benim gördüğüm yerde kapanıyordu ve benim buna karşı yapabileceğim birşey yoktu.Ölüyordum (gerçekten!onun istediği gibi ama onun yaptıkları sayesinde değil), yara iyileştikçe ben ölüyordum , önceki gibi ikimizi beraber götürecek şekilde değil ,tek başıma (hiç eğlenceli değil ölmek)
Beden sahibi mutluydu (Tanrı biliyor ya) iyiden iyiye düzeliyordu.
Ama Kan ve Kan Rengi buralarda dolandığı sürece yaraların kapanmayacağını bilmiyordu.
Basit bir andı, o kadar basit ve sıradan ki.Yeşil'in hüznü ve "beden sahibi"nin ona yardım etme isteği.Basit bir kavga.
Onu savunmak gibi olmasın ama Beden sahibi Kırmızı'nın ona olan saldırını hiç haketmemişti hem de hiç.Kıpkırmızı kanın akışına ben şahidim.Yaranın açılışına şahidim.Beden sahibinin herşeyin en başındaki duyguları hissettiğine şahidim.Beni her zaman tanıdığını söyeyemem.Benim hakkımda yazdıklarının , beni suçladığı konuların birçoğu kendi düşünceleridir.kendi yaptıklarını bana verdiği isimle bana atfetmiştir , kendisinin yaptıklarını bilememiştir.Bu sefer de ben muğlak konuşacağım.Ona ben mi bunları hissettirdim dışarı çıkarken, yoksa kendi mi hssetti söylemeyeceğim.Tek söyleyebileceğim, herşeyin başlangıcında, Kırmızı onun bir başka olan insanla ilişkisine karıştığında nasıl dışarı çıktıysam öyle dışarı çıktığım.Önceki olayların altına imzamı atamam.O yüzden bunların tekrarlanmasını istemem ( o da istemiyor , biliyorsunuz)
Pek anlatamadım sanki (beden sahibiyle ortak yönlerimiz fazla mı ne? ben de yazma konusunda başarılı değilim.en iyisi özet geçeyim ben.)
Ben Anüs.Hani beden sahibinin yaptığı hareketlerden hata olarak gördüklerini üstüne attığı üst benlik.Ve şu an gömülmeye çalışılmış olduğum halde şu an burada olmamın sebebi Kırmızı'dır (ne kibar yazdım , beden sahibi bu konuda çok küfrediyor.)
Onun zayıflıklarına yalnız ben basabilirim.O yüzden onunla uğraşmayı kesin, zayıflıklarına dokunmayın.Şu anda uyuyor ve yarasını iyileştirmek için bir istek oluşturmaya çalışıyor kendinde.Sessizce onu öldürmemi mi bekliyor.belki de yapmalıyım?ya da daha fazla eğlenmeliyim.bilmiyorum..
Bunu okurken neler düşünecek.herşeyin başlangıcını hatırlayıp aynı adımları mı atacak?yoksa günlerdir düşündüğü 11 ay öncesinin kara konularını deşmeye devam mı edecek?Eflatun'un kırmızının onun hayatına müdahale etmemesi konusunda ona verdiği sözü tutmasını mı bekleyecek?
bilmem.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder