Beyaz konusunda çok düşündüm.sanırım birisi bana söylemese ben beyazın bana küs olduğunu anlamayacaktım.beyaz hatamı bana söylemedi.yeşil ve mai hatamın olmadığını söylediler
peki hangisi doğru?
Bir sonuca vardım..
umrumda bile değil.
Çarşamba, Aralık 23, 2009
Blessed with Lucky sevens
Sanırım ne yaparsam yapayım kendmi bu boktan kurtaramayacağım.hayat/anüs/kader..ne derseniz deyin ismine..benim mutlu olmama izin vermeme konusunda çok kararlı.Bu kararlılığından ötürü onu takdir ediyor olsam da Ben de mutlu olmak istiyorum bunu da biliyorum.
Bir başkası benim hayatım hakkında karar veremez.Bir başkası benim hayatım hakkında en küçük de olsa bir karar verirse bunun sorumluluğunu taşımak zorundadır.Benim moralimi bozup ÖSS senemi katleden kişi hayatımdan eksilerek boşa giden senenin yükünü taşımalıdır,akıttığım her gözyaşını taşımalıdır.Moral bozukluğuyla yaptığım her hatanın bedelini ödemelidir.
Başkalarını suçlama konusunda çok başarılıyım değil mi? Ama kendimi suçlayamam.kendimi suçlarsam biliyorum ki kendimden nefret ederim.Kendimi suçlamayan halimle bile o kadar çok sorguladım ki kendimi artık dermanım kalmadı.gerçekten kendimden nefret etmekten korktum..Ki ne zaman kendimden nefret etmekle ilgili birşey düşünsem aklıma siyah geliyor , ve yine kendimi sorguluyorum...Evet bu aralar yaptığım tek şey kendimi sorgulamak..
Bu hayattaki en büyük korkum..Daha önce yaşamış olduğum kötü bir olayı tekrar yaşamak.Daha önce başıma gelen birşey tekrar başıma gelebilir, bundan kaçışım olamaz, olayların tekrarlanmasını beklersen hayattan zevk alamazsın..Ve daha kötüsü daha önce yaptıklarını yapmaktan korkmaktır ve ben daha önce yaptıklarımı yapmaktan deliler gibi korkuyorum.İnsanlara ne kadar acı çektireceğim ve ne kadar acı çekeceğim...Bu korkudan kurtulamıyorum.
Yeşil beni geçen hafta kırdığından beri kendimi sorgulama oranım arttı, eski şeyleri tekrar yapmakla alakalı korkularım da öyle..Bunların hepsi birbiriyle alakalı..Beni kaosa götüren şeylerin yıldönümleri geliyo ve geçiyor bir bir..14 kasım gibi..Bundan 1 sene önce mutlu muydum? Hayır.yine böyleydim,boş bakışlarla , ruh gibi..yaşıyor takolidi yapıyordum.Sonra da yaşamama belki de gerek kalmadığını düşündüm.O gece, 0. gece elimde ilaçlarla durduğum anı çok iyi biliyorum.Sadece bir andı, karar tamamen benim elimdeydi, o karardan ötürü suçlayabileceğim kimse yoktu.Önümdeki yol çatallanıyordu.Hangi yol doğruydu?Gittiğim mi gitmediğim mi?O gece telefon çaldığında çoktan ölü olabilirdim,o umuda bir nebze daha az sahip olsaydım biliyordum ki ölü olurdum.Ya da sahip olduğum umut boş olsaydı..O zaman gerçekten ölüden de beter olurdum.
herşeye rağmen, o gece elimde parollerle durdum, şişe, içinde azıcık suyla bana bakıyordu.Bana hiçbir mesaj vermiyorlardı.Bizi iç ve acılarından kurtul demiyorlardı,Bizi içme, hala umut var demiyorlardı.Kafamda hala kırmızının salak sözcükleri vardı.Bir insan nasıl olur da intiharın eşiğindeki bir kıza "benim sevgilimi böyle tanıtmışsın o hiç öyle şeyler yapmadı, beni kötü biri gibi tanıtmışsın vs." diyebilir?Bu gerçekten insan mıdır?Bir başakasının hayatı söz konusuyken yalnızca kendini önemseyen bir psikopata insan dememi beklemeyin benden.0. günde ben ne yapacağımı ve verdiğim kararın doğruluğunu sorgularken bana yeşili maviyi kötüleyen birisine insan dememi beklemeyin..kendime verdiğim sözleri bozuyorum, bunlar başkasına söylemeyeceğim şeylerdi oysaki..Kırmızıyla ettiğim son kavgayı yeşile söylememem gibi.Söylemeli miydim?Ben onunla kimin uğuruna kavga ettim?Bir suçlama değil bu, hayır, hüznümün/sinirimin sebebini başkasına yıkmıyorum..Bunlar saf gerçekler...Ben yalnızca başkasınınn üzülmemesi için birilerinden birşeyler saklarım, ya da kendi prensiplerim gerektirdiği için.Birini benim başkasının arkasından ettiğim/etmediğim lafları o kişilere taşıdığı için eleştirirken ben de gidip aynısını yapamam.Yalnızca önemli nedenlerle bazı gerçekleri bazı kişilerden gizlerim.Ama yeşille Mavinin öyle yapmadığını da biliyorum içten içe..
Çocuk gibiyim.Biri yanımdaysa onun hatalarını göremiyorum.Eğer yanımda değilse her hatası gözüme çarpıyor, bu da benim için insanları ikiye ayırıyor...Kırmızıya anlattığım hayatı siyah ve beyaz görme meselesi buydu işte..ama o bunları hiç anlamamıştı..Beni benden anlamasının başkası imkansız sanırım, ki beni ben bile tam anlayamıyorken..
Minik mesafeler bile bana acı veriyor.Bugün, her zamankinden daha şiddetli bir biçimde her yaptığımı sorguladım, kareler aklımdan hızla geçti, sesler birbirine karıştı.Bir tür kriz geçirdim muhtemelen..Ama ne olduğunu asla bilemeyeceğim..
Hayatımda ikinci kez üç sigarayı peşpeşe içtim.ilki sigaraya başladığım geceydi, Yeşil'in penceresinin altında.ne yaparsam yapayım birşeylerin bana kötü anıları anımsatmaısnı engelleyemiyorum.Hayatımın o 3-4 ayını silmek istiyorum ama bu elimde değil.Eğer bu anılar benimleyse ve asla silinemeyeceklerse insanlara neden ayrılmamamız gerektiğini açıklamak istiyorum bağıra bağıra.." Bu akşam gidip intihar etsem bunun sorumluluğunu alabilir misin, bununla yaşayabilir misin?"
Ama bunu yapmayacağım.
ben sadece mutlu olmak istiyorum.
ve şimdi de herşeye rağmen mutlu olmak için çabalayacağım...
You are one of God's mistakes,
You crying, tragic waste of skin,
I'm well aware of how it aches ,
And you still won't let me in.
Now I'm breaking down your door,
To try and save your swollen face ,
Though I don't like you anymore,
You lying, trying waste of space..
Before our innocence was lost,
You were always one of those ,
Blessed with lucky sevens ,
And the voice that made me cry .
My Oh My.
You were mother nature's son ,
Someone to whom I could relate ,
Your needle and your damage done,
Remains a sordid twist of fate.
Now I'm trying to wake you up ,
To pull you from the liquid sky ,
Coz if I don't we'll both end up ,
With just your song to say goodbye.
My Oh My.
A song to say goodbye,
A song to say goodbye ,
A song to say...
Before our innocence was lost,
You were always one of those,
Blessed with lucky sevens,
And the voice that made me cry.
It's a song to say goodbye.
Bir başkası benim hayatım hakkında karar veremez.Bir başkası benim hayatım hakkında en küçük de olsa bir karar verirse bunun sorumluluğunu taşımak zorundadır.Benim moralimi bozup ÖSS senemi katleden kişi hayatımdan eksilerek boşa giden senenin yükünü taşımalıdır,akıttığım her gözyaşını taşımalıdır.Moral bozukluğuyla yaptığım her hatanın bedelini ödemelidir.
Başkalarını suçlama konusunda çok başarılıyım değil mi? Ama kendimi suçlayamam.kendimi suçlarsam biliyorum ki kendimden nefret ederim.Kendimi suçlamayan halimle bile o kadar çok sorguladım ki kendimi artık dermanım kalmadı.gerçekten kendimden nefret etmekten korktum..Ki ne zaman kendimden nefret etmekle ilgili birşey düşünsem aklıma siyah geliyor , ve yine kendimi sorguluyorum...Evet bu aralar yaptığım tek şey kendimi sorgulamak..
Bu hayattaki en büyük korkum..Daha önce yaşamış olduğum kötü bir olayı tekrar yaşamak.Daha önce başıma gelen birşey tekrar başıma gelebilir, bundan kaçışım olamaz, olayların tekrarlanmasını beklersen hayattan zevk alamazsın..Ve daha kötüsü daha önce yaptıklarını yapmaktan korkmaktır ve ben daha önce yaptıklarımı yapmaktan deliler gibi korkuyorum.İnsanlara ne kadar acı çektireceğim ve ne kadar acı çekeceğim...Bu korkudan kurtulamıyorum.
Yeşil beni geçen hafta kırdığından beri kendimi sorgulama oranım arttı, eski şeyleri tekrar yapmakla alakalı korkularım da öyle..Bunların hepsi birbiriyle alakalı..Beni kaosa götüren şeylerin yıldönümleri geliyo ve geçiyor bir bir..14 kasım gibi..Bundan 1 sene önce mutlu muydum? Hayır.yine böyleydim,boş bakışlarla , ruh gibi..yaşıyor takolidi yapıyordum.Sonra da yaşamama belki de gerek kalmadığını düşündüm.O gece, 0. gece elimde ilaçlarla durduğum anı çok iyi biliyorum.Sadece bir andı, karar tamamen benim elimdeydi, o karardan ötürü suçlayabileceğim kimse yoktu.Önümdeki yol çatallanıyordu.Hangi yol doğruydu?Gittiğim mi gitmediğim mi?O gece telefon çaldığında çoktan ölü olabilirdim,o umuda bir nebze daha az sahip olsaydım biliyordum ki ölü olurdum.Ya da sahip olduğum umut boş olsaydı..O zaman gerçekten ölüden de beter olurdum.
herşeye rağmen, o gece elimde parollerle durdum, şişe, içinde azıcık suyla bana bakıyordu.Bana hiçbir mesaj vermiyorlardı.Bizi iç ve acılarından kurtul demiyorlardı,Bizi içme, hala umut var demiyorlardı.Kafamda hala kırmızının salak sözcükleri vardı.Bir insan nasıl olur da intiharın eşiğindeki bir kıza "benim sevgilimi böyle tanıtmışsın o hiç öyle şeyler yapmadı, beni kötü biri gibi tanıtmışsın vs." diyebilir?Bu gerçekten insan mıdır?Bir başakasının hayatı söz konusuyken yalnızca kendini önemseyen bir psikopata insan dememi beklemeyin benden.0. günde ben ne yapacağımı ve verdiğim kararın doğruluğunu sorgularken bana yeşili maviyi kötüleyen birisine insan dememi beklemeyin..kendime verdiğim sözleri bozuyorum, bunlar başkasına söylemeyeceğim şeylerdi oysaki..Kırmızıyla ettiğim son kavgayı yeşile söylememem gibi.Söylemeli miydim?Ben onunla kimin uğuruna kavga ettim?Bir suçlama değil bu, hayır, hüznümün/sinirimin sebebini başkasına yıkmıyorum..Bunlar saf gerçekler...Ben yalnızca başkasınınn üzülmemesi için birilerinden birşeyler saklarım, ya da kendi prensiplerim gerektirdiği için.Birini benim başkasının arkasından ettiğim/etmediğim lafları o kişilere taşıdığı için eleştirirken ben de gidip aynısını yapamam.Yalnızca önemli nedenlerle bazı gerçekleri bazı kişilerden gizlerim.Ama yeşille Mavinin öyle yapmadığını da biliyorum içten içe..
Çocuk gibiyim.Biri yanımdaysa onun hatalarını göremiyorum.Eğer yanımda değilse her hatası gözüme çarpıyor, bu da benim için insanları ikiye ayırıyor...Kırmızıya anlattığım hayatı siyah ve beyaz görme meselesi buydu işte..ama o bunları hiç anlamamıştı..Beni benden anlamasının başkası imkansız sanırım, ki beni ben bile tam anlayamıyorken..
Minik mesafeler bile bana acı veriyor.Bugün, her zamankinden daha şiddetli bir biçimde her yaptığımı sorguladım, kareler aklımdan hızla geçti, sesler birbirine karıştı.Bir tür kriz geçirdim muhtemelen..Ama ne olduğunu asla bilemeyeceğim..
Hayatımda ikinci kez üç sigarayı peşpeşe içtim.ilki sigaraya başladığım geceydi, Yeşil'in penceresinin altında.ne yaparsam yapayım birşeylerin bana kötü anıları anımsatmaısnı engelleyemiyorum.Hayatımın o 3-4 ayını silmek istiyorum ama bu elimde değil.Eğer bu anılar benimleyse ve asla silinemeyeceklerse insanlara neden ayrılmamamız gerektiğini açıklamak istiyorum bağıra bağıra.." Bu akşam gidip intihar etsem bunun sorumluluğunu alabilir misin, bununla yaşayabilir misin?"
Ama bunu yapmayacağım.
ben sadece mutlu olmak istiyorum.
ve şimdi de herşeye rağmen mutlu olmak için çabalayacağım...
You are one of God's mistakes,
You crying, tragic waste of skin,
I'm well aware of how it aches ,
And you still won't let me in.
Now I'm breaking down your door,
To try and save your swollen face ,
Though I don't like you anymore,
You lying, trying waste of space..
Before our innocence was lost,
You were always one of those ,
Blessed with lucky sevens ,
And the voice that made me cry .
My Oh My.
You were mother nature's son ,
Someone to whom I could relate ,
Your needle and your damage done,
Remains a sordid twist of fate.
Now I'm trying to wake you up ,
To pull you from the liquid sky ,
Coz if I don't we'll both end up ,
With just your song to say goodbye.
My Oh My.
A song to say goodbye,
A song to say goodbye ,
A song to say...
Before our innocence was lost,
You were always one of those,
Blessed with lucky sevens,
And the voice that made me cry.
It's a song to say goodbye.
Perşembe, Aralık 10, 2009
Aylardır kendime kimseden hoşlanmadığım için kzıardım..belki de hala kendimi tamir edememiştim bilemiyorum.şimdiyse aklımda birisi var.ona bi renk verip vermeme konusunda kararsızdım ama..veriyorum sanırım..İsmi Turkuaz olsun..
Benim için farklı bir heyecan, o özlediğimi zannettiğim tarifi imkansız rahatsızlık verici duygular ve hepsine hakim olan bir korku..Korkuyorum..hem de deliler gibi..Yeşil bana söyleyene kadar bunu kendime bile söyleyememiştim ama şimdi biliyorum..siyahla yaşadıklaırmı tekrar yaşamaktan korkuyorum.
Neden herşey aynı olsun ki? ikisi farklı insanlar..hem ben de değiştim..Ama düşüncelerime engel olamıyorum..
Yanlışlıkla siyahın bana attığı mesajı sildim bugün.farkettiğimde çok geçti.Ve yapacak birşey yoktu..
Herşey beni depresyona sokuyor yalnızca..
Benim için farklı bir heyecan, o özlediğimi zannettiğim tarifi imkansız rahatsızlık verici duygular ve hepsine hakim olan bir korku..Korkuyorum..hem de deliler gibi..Yeşil bana söyleyene kadar bunu kendime bile söyleyememiştim ama şimdi biliyorum..siyahla yaşadıklaırmı tekrar yaşamaktan korkuyorum.
Neden herşey aynı olsun ki? ikisi farklı insanlar..hem ben de değiştim..Ama düşüncelerime engel olamıyorum..
Yanlışlıkla siyahın bana attığı mesajı sildim bugün.farkettiğimde çok geçti.Ve yapacak birşey yoktu..
Herşey beni depresyona sokuyor yalnızca..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)