Cuma, Temmuz 02, 2010

Kapanış Yazısı

Uzun zamandır planladığım ve ertelediğim şeyi yapıyorum, bu blogun son yazısı olacak bu.Belki de son olacağını bildiğimdendir erteleye erteleye bugüne geldim.oysaki yazacaklarım neredeyse tamamen belliydi ama yazamadım.17 haziranda yazmayı düşünmüştüm ama bugüne kısmetmiş.

dediğim gibi,bu son yazım.buraya tekrar dönüp girermiyim onu bile bilmiyorum ama buraya ve-eğer ki okuyan varsa-renklere karşı kendimi sorumlu hissediyorum.tıpkı daha önce yaptığım gibi,herkese söylemek istediklerimi son kez söyleyecek ve bu sayfayı kapatacağım.ve umuyorum ki bu anüsle olan birlikteliğimizin de sonu olacak..kesin konuşamıyorum, konuşmayı dilerdim ama kendime ve anüse güvenemiyorum bu konuda..

sanıyorum ki kırmızı "anüs"ün tam olarak ne olduğunu benden bile iyi kavramış,çünkü yazdıklarını okurken gerçekten ne kadar haklı olduğunu farkettim.Anüs yalnızca içimizde yaşayan bir parazitten ibaret.zor zamanlar geçirdiğimizde üste çıkmaya ve benliğimizi ele geçirmeye çabalayan herkeste farklı kötü yönlerle öne çıkan bir yaratık.önemli olan onubastırmayı kontrol etmeyi hatta bazen onu doğru şekilde kullanmayı bilebilmek.ben anüsün ne olduğunu kavrama ve onu bastırma olayını ancak bu kadar geç gerçekleştirebildim,tabi bu kadar geç olmasının sebebinden ben sorumluyum en az yaşadıklarım ve bana yaşatılanlar kadar.bundan 3.5 sene kadar önce,mavi yeşil turuncu kırmızı gibi renklerle tanıştığım vakit benim mutluluğumdan darbe yiyen ve geri çekilen anüs ne yazık ki 1.5 sene önce yeniden gücünü toplayıp saldırdı bana.ama artık deneyimli olduğumu düşünüyorum.benim nerde bitip ansüün nerde başladığını bildiğim sürece onunla baş edebilirim.onun herkesin sorunu olduğunu ve yalnız olmadığımı biliyorum çünkü.şimdi tek mesele benliğimi ondan ayırabilmek.bunu da yaparsam ondan geriye pek birşey kalmayacak biliyorum..

artık lise hayatımız bitti.ve artık benim herhangi bir renkle görüşüyor olmam tamamiyle benim kararımla alakalı.artık bizleri aynı metrekarelere sınırlayan duvarlarımız yok ama kalplerimiz bir olduğu sürece yine aynı yerlerde buluşup aynı şeylere gülüp birbirimizin omuzlarında ağlayabiliriz.tamamen bizim seçimimiz herşey.bu beni korkutmuyor değil ama bunu yapabileceğimize inanıyorum ve renklere güveniyorum..

turkuaz;umarım hayatımın kalan bölümünde varolan bir renk olursun.çok gizemlisin,umarım o gizemi perdesinin arkasında nasıl bir rengin yattığını öğrenmeme fırsat verirsin..

Sarı;bana zamanında çok destek oldun,ama sadece bana değil herkese karşı iyi ve sevecen olduğunu biliyorum.umarım içindeki mutluluk ışığını kaybetmezsin.biliyorum kis en güçlü bir kızsın ,içinde anüs gibi parazitler barınamaz senin.umarım hep böyle kalırsın,hatıralarımdaki gibi güzel.kendine çok iyi bak~

Bordo;gözlerimin önünde solan bir renk.şu an baktığımda benim içimde hiçbir duygu uyanmıyorsa hayatımda artık bu renk yok demektir.eksikliğini hissetmiyorsam aslıdna hayatımda bir renk olarak yer almayı asla haketmemiştir belki de.evet belki de sana bir renk ve değer vermekte yanıldım.Ama dediğim gibi,her an her olaya objektif bakamıyorum.ve o anlarda eninde sonudna sana verdiğim değeri yitireceğimi bilemedim,senden vazgeçemem sandım.evet bu konuda görüyorum ki gerçekten hata yaptım..

Mor;belki sen olmasan içimdeki anüs asla uyanmayacaktı.Ne yaparsam yapayım, kendime ne yalan söylersem söyleyeyim sana karşı yenilmiş olmanın üzerimde oluşturduğu duygular gitmiyor.yaşananaları bir yenilgi olarak gören ben miyim, anüs mü ,yoksa ikimizde bir olup aynı şeyi mi düşünüyoruz bilemiyorum.ama umarım bunu atlatmam için gözümden uzak biryerlerde olursun,gönlümden zaten ıraksın dediğim gibi sana baktığımda yalnızca kendi yenilgimi ve zayıflığımı görüyorum.Benim için bunun ötesinde birşey ifade etmiyorsun.bi rakip bile değilsin kısaca.yalnızca çook uzun zaman öncesinde bırakılmış,solmuş bir renksin, geçmişimin bir parçasısın..

Gri;artık,ilginç bir şekilde,şu anki durumumuz beni rahatsız etmiyor,duvarlar kalkınca rahatsızlığım uçtu gitti sanırım.eğer ki sana bir rahatsızlık yaşattıysam bundan özür dileirm.bunu yazmamın sebebi de -takdir edersin ki- sonradan mezarımda ters dönmemektir.şu an çekmiyorum ama tutarsızın biriyim belki ilerde vicdan azabı çekerim falan..

Lacivert;gri gibi,gidişin beni rahatsız etmiyor,varlığın da öyle.başka insanlar başka yaşamlar olduk,ki zaten asla o kadar yakın olmamıştık.umarım mutlu bir yaşam sürersin.

Turuncu;ellerimden uzun zaman önce uçan bir kuşsun sen.yeşile seni kaybettiğimiz halde üzülmediği için kızdığımı hatırlıyorum,şimdiyse gülüyorum buna.bizler bambaşka yolların yolcusuyuz sadece bir anlığına aynı şeritten gitmiştik ve ben hayatımız boyunca aynı yoldan gideceğimizi zannetmiştim.herşeye rağmen aynı şeritetn gittiğimiz,aynı yolu paylaştığımız zamanlar benim için çok güzel zamanlardı,sadece sen açısından değil çevremdeki herkes açısından.sonra yollarımız ayrıldı ve bozuldu herşey.neyseki sen herşeyi o güzel günlerdeki gibi hatırlayacksın,eğer hatırlarsan..

Beyaz; açamadığım kutu,anahtarı uzun zaman önce kaybolmuş,kaybettiğimin bile ayırıdna geç varmışım, anahtarı nerde düşürdüğümü asla bilemem,kutunun içinde neyin saklı olduğunu da bilemeyeceğim.bunu sürekli düşünse delirir insan,ama ben kutuyu çoktan uzak bir yere fırlattım,içinde ne olduğu da beni alakadar etmiyor, içim rahat kısacası..

Pembe;her hareketin maviyle aramın açılmaısna sebep olurmuş gibime geliyor,bunu istemediğimi de cümle alem biliyor.ama bunu engelleecek gücüm yok, seninle savaşacak gücüm de yok.var ama benim değil anüsün gücü,onu da kullanmayı ben istemiyorum.yollarımız ayrı,seni görmüyor varlığını bilmiyoru olsam daha mutlu olurdum belki ama mavinin mutluluğu benim de mutluluğumdur o yüzden seni yok saymak en iyi yol gibi..

Eflatun;sen de bana çok destek oldun,az geyik yapmadık.iyi bir insansın,biliyorum ki içten içe benim gibi kırılgan birisisin.hayatın seni yıpratmasına izin verme,her rüzgarı fırıtna zannedip ordan oraya savrulma.ayağını yere sağlam basarsan hiçbir fırtına hiçbir kasırga seni yerinden oynatamaz.istersen çok güçlü olabilirsin biliyorum,umarım bir o kadar da mutlu olursun.kendine iyi bak.daime gülümse.saçları uzat.inşallah sakalın çıkar.

Siyah;yaşadıklarımız anılarımız yavaşça kaybolup gidiyor.seni hep kalbimde taşıyacağımı ve aklımdan atamayacağımı düşünmüş ve bundan korkmuştum ama şimdi görüyorum ki eninde sonunda kaybolacaksın..tabi beni rahatszı etmeyen şeyler de yok değil.hala ne tarafa baksam senin bir parçanı,bir dostunu görüyorum.olur da birgün "tanıştığım birisinin aynı zamanda siyahın arkadaşı olması" fikri beni rahatsız etmezse o zaman çook gerilerde kalmış olacaksın ve ben mutluluk defterime bir çizik daha atmış olacağım..

Kırmızı;sana yazacaklarıma uzun zaman önce karar vermiştim.muhtemelen senin yazdıklarının peşinden geldiği için inandırıcılğı olmayack senin için,ama bu inandırıcılığı sağlamanın bir yolu yok.

uzun zaman önce bana dediğin gibi.birbirimizi ancak biz anlarız.sanıyorum ki bu ikimizin de anüsün -eski-kurbanları olmamızdan kaynaklanıyor.ama bunu ötesinde de beyinlerimiz yaklaşık olarak aynı çalışıyor.şu an gereksiz renkleri ve olaylaır geride bırakıp bunların bana hediyesi olan duygulardan sıyrıldığımda ve dönüp baktığımda yaptıklarını çok daha iyi anlıyorum.bazı konularda biliyorum ki çok aceleci ve fevri davrandım,her an doğru kararları veremedim.ama ben de insanım,yanlış yönleri ağır basan bir insan..

aşırılıkların var,benim de var kabul etmeliyim.ama bunun ötesinde uyuşamadığımız yönler oldu,asıl sorun bunlardı.arakadaş olarak iyi geçinilebilecek birisisin,ama dost olarak zor bir insandın benim için.eğer uyuşamadığımız yönlerimizi,ve beni rahatszı edeceğini düşündüğüm hareketlerini önceden bilseydim de öyle başlasaydık arkadaşlığımıza en başından, ben o hataları yapmasaydım,sen de beni hiç kırmamış olurdun ve kıskanılası bir dostluğu paylaşıyor olurduk şu an.bunlar tabi ki tamamen varsayım,çünkü insanları ve uyuşamayacağın yönlerini önceden kestiremezsin..

bazı yönlerin var ki bunları inkaredersem dünyanın en yalancı insanı olurum.en kavgalı olduğumuz ve en kızgın olduğum zamanlarda bile kimseye karşı inkar etmeidm bunları,çok iyi muhabbet ediyorsun,geyik yapma konusunda tanıdığım en yetenekli 2-3 kişiden birisin.tabi dostluğun sıkı arkadaşlığın gerektirdiği çok şey var.bunları da sağladığın isannlarla çok iyi dost oluyorsun gerçten.önceden ,özellikle kavgalıyken,insanların seninle nasıl bu kadar yakın ilişkilere grebildiklerini anlayamıyorudum,şu an çok daha açık ve net bir şekilde görebiliyorum.ben seninle olan arkadaşlığımızda da çok bodoslama hareketlerde bulundum,ama yine kırık olduğum ve anüsü bastırmaya çalıştığım bir dönemdi,bu yüzden kendimi de koruyamadım seni iyi bir şekilde tanıma fırsatını da çok geç yakalamış oldum..

dediğim gibi,bunları uzun zamandır düşünüyorum,snein yazdıklarından sonra geldikleri için inandırıcılıklarını yitirmiş olsalar da bunlar benim düşüncelerim.belki bir daha birbirimizi görmeyeceğiz bile.ama bunları yazmamış olsaydım bir parçam eksik kalacaktı.

kendine iyi bak,mutlu olacağını biliyorum..

Mavi,yeşil;sizler artık benim birer parça oldunuz,o yüzden birşeyler yazma konusudna açlık hissetmiyorum.umarım hep yanımda olursunuz,çünkü siz benim etafımda olursanız sizden asla kopamam biliyorsunuz bunu.

böylece bitti burada yazacaklarım.anüsle güzel(?) günler geçridik ama o da bitti uzun zaman önce.şimdiyse anüsü gömerek devam edeceğiz inşallah..okuyan herkese hayırlı günler diliyorum herşey gönlünüzce olsun..

Çarşamba, Mayıs 05, 2010

Özgürlüklerimiz.

Anüs'ün neden ölmeyeceğini artık çok daha iyi biliyorum.çünkü sizler onu beslemeye devam ediyorsunuz.kendimi geçen senekinden farksız düşünceler içinde buluyorum tam da arrtık tüm yaralarımı sardığımı düşünürken.

şimdi oturup "şu oldu da bu oldu" yazmıycam buraya, daha önce söylemiştim, insanlar hakkında yalnız ve yalnız çok gerekli durumlarda bilgi aktarımı yapacağımı, bu durumda bile yapacak değilim, ağzımı açıp da tek kelime söylemiycem, ne pembe'ye, ne mavi'ye ne de başkasına.Hepimiz tamamen özgür insanlarız, birbirimize zincirli değiliz,şu noktadan sonra kimsenin peşinde koşup kimsenin yanında durmaya uğraşacağımı ya da tam aksine, bir kez daha insanların hatalarını ya da yaptıklaırnı yüzlerine vurup onları yıkmaya çalıacağımı zannedenler çok yanılıyorlar.Özgürlükler hepimizde, arkadaş olma, sevgili olma özgürlükleri, düşman olma özgürlükleri, bir başkasının ilişkisine veya arkadaşlığına müdahale etme özgürlükleri.Yüzlerce, binlerce sonuçlarına katlandığın sürece ellerinde olan özgürlükler..Ben bazılarını kullanmamayı seçiyorum, ama sizler her konuda özgürsünüz.Buyrun istediğinizi yapın.

Bakmıyorum.

Bazı şeyler olmamış gibi davranmak asla çözüm değil, bence tek çözüm onları kabullenip yola devam edebilmek.Her can sıkıntısında kötü anıların aklına hücum etmesine izin vermemek, ya da eskiden bizler için değerli olabilecek bir bilgi elimize geçtiğinde onu görmezden gelebilmek.Ben bunu yapmak için uğraşıyorum.Ama sınırıma yaklaştıkça anüsün uyanacağını ve hayat(lar)ım(ız)ı bir kez daha darma duman edeceğini biliyorum.

tabi sonuç olarak tasması sizlerin ellerindeyken, onu özgür bırakma özgürlüğe de size kalıyor, sanırım..

Çarşamba, Mart 10, 2010

huop!

hey sen ordaki! buraları okumandan nefret ediyorum o yüzden daha da canımı sıkıp burda vakit geçirme olur mu? sen asla buranın bir parçası olmadın..

Cuma, Şubat 19, 2010

Tulip

Aylar önce oldu bunlar, ama ben buraya tek kelime yazamadım.yazmadım.

Gri kucağıma yattı, saçını okşadım, kalbim deli gibi çarpıyordu, yalnızca bir rüyaydı yaşananlar, ama ben onunla orada bile konuşamadım sadece ..Önümde fizik kitabı açıktı "tulip" çalışıyorudm, siz bilmezsiniz, ben de rüyaya kadar bilmezdim,o denli ilginç bir konu ki..

Ounla konuşmak istedim mi?Belki onu yeşil ve maviden kıskandım.belki onu gerçekten özledim ve konuşmak istedim.belki de gerçekten insanlarla kavga etmeyi seviyorum da onlarla küs olmayı sevmiyorum, kim bilir..Yeşil bile sarı ile barışmışken..

O rüya geceler önce çekti gitti.ben burdayım hala..ve bu konu üzerinde tekrar düşünmeidm, birşey hissetmedim...

Yalnızca mavi ve yeşile odaklıyım bu aralar.Mavinin dediği gibi, bir alışkanlık bu, vazgeçilemez birşey..Bir yıldönümü daha yaklaşırken..

Neden siyah'tan vazgeçemiyorum, onu aklımdan atamıyorum.en küçük bir hareketi beni alt üst ediyor.

Onu sevmiyorum, hayır alakası bile yok.Ama o " tekrar beraber olacak mıyız " sorusu yalnız olduğum ve kalbimin boş olduğu senelerde beni kovalayacak,biliyorum ve umuyorum ki ona asla "evet " demeyeceğim.Siyah'ı affetmeyeceğim.Kendimi de affetmeyeceğim.canavarın teki olduğum ve mavinin ardından yaptıklarım asla değişmeyecek.

Herşey tamamen bakış açısı.Belki hiçbirşey yapmadım, belki boş bir anımda siyah'ın amaçlarına alet oldum.Belki de bilincim yerimdeydi..acaba hangisi?

neden bunları yaptım? bahsi geçen kavga bile olsa mavi'yle konuşmaya, iletişim kurmaya bu denli muhtaç mıydım, bu denli çökmüş bir durumda mıydım?

"neden?" soruları asla beni terketmeyecek, cevaplarını da bilemeyecek, bilmekten de korkacağım..

mavi'nin can sıkkınlığı beni paramparça ediyor.Elimde olmayan sebeplerle değer verdiğim ve sevdiğim birinin üzülmesi beni o denli üzüyor ki..benden başka arkadaşı ağlıyor diye sigara içen bir manyak var mıdır?

Eski günlerimizi o denli özledim ki..Bu aralar iyiydik.ama her zaman iyi olmuyoruz.stres bizleri bitiriyor belki de..


Turkuaz da bambaşka bir mesele.Elimin değmediği, gönlümün ulaşmadığı bir mesafede.Ne kafamı netleştirebiliyorum ne duygularımı şekillendirebiliyorum.

Bu aralar sadece birkaç ay sonra hayatımdan istemediğim renkleri eleyebileeğime seviniyorum.

Peki mavi ve yeşil? Onlar benim yanımda olacaklar mı?

belki okudu bunları mavi, belki de okuyacak.herşey siyah'ın o mesajı yüzünden , bize haztırlattıkları yüzünden..yaptıklarımız yüzünden...